Caz Nedir? Caz Dinlemeye Nereden Başlanır?


Şubat 1917'de New Orleans'tan gelen beş kişilik bir grup, "Livery Stable Blues" adlı bir parçayı plağa kaydetti. Bu kayıt, ticari olarak yayımlanan ilk caz kaydı olarak kabul ediliyor. Caz ise o kayıttan daha eski. 19. yüzyılın sonunda New Orleans'taki Afro-Amerikan topluluklardan doğan, blues, ragtime ve bando müziğini bir araya getiren, doğaçlamayı ve swing hissini merkezine koyan bir müzik.
Caz dinlemeye başlamak istediğinizi söylediğinizde çoğu zaman uzun bir albüm listesiyle karşılaşıyorsunuz. Listenin başında 1960'ların sonundan deneysel bir kayıt, hemen altında 1920'lerden cızırtılı bir kayıt duruyor. İkisini arka arkaya dinleyen biri "bu ikisi aynı müzik mi?" diye soruyor ve orada bırakıyor. Cazın yüz yılı aşan geçmişinde birbirine hiç benzemeyen dönemler var. Hangi sırayla dinlediğiniz, sevip sevmeyeceğinizi de etkiliyor.
Swing hissi ve doğaçlama cazda neden bu kadar önemli?
Cazı öteki türlerden ayıran iki şey var. Birincisi swing: sekizlik notaların eşit değil, uzun-kısa bir hisle çalınması. Kâğıtta aynı görünen iki nota, çalınırken biri biraz daha uzun, diğeri biraz daha kısa duruyor. Bunu tam olarak notaya dökmek zor. Kulakla öğreniliyor. Bu his davul ve basın kurduğu groove ile taşınıyor.
İkincisi doğaçlama. Bir caz parçasında müzisyenlerin önemli bir kısmı o an, orada bir solo kuruyor. Ama bu "her şey serbest" demek değil. Çoğu caz parçası belli bir forma ve akor dizilimine dayanıyor. Doğaçlama bu çerçevenin içinde yapılıyor. Solocu akorların üstünde dolaşıyor, ritim bölümü akorları ve formu tutuyor. Aynı parçayı iki akşam üst üste dinlerseniz iki farklı solo duyarsınız, ama şarkı aynı şarkıdır.
"Standart" ne demek, neden herkes aynı şarkıları çalıyor?
Caz müzisyenlerinin ortak bir şarkı dağarcığı var. Bu şarkılara standart deniyor. Birçoğu aslında 20. yüzyılın ilk yarısındaki müzikallerden ve popüler şarkılardan geliyor. Caz müzisyenleri bunları yıllar içinde yeniden yorumlayarak ortak bir dile çevirmiş.
Standartların faydası şu: birbirini hiç tanımayan müzisyenler bir jam gecesinde aynı sahneye çıkıp bir standardın adını söyleyerek çalmaya başlayabiliyor. Akorlar ve form herkesçe biliniyor, geri kalanı o gecenin yorumu. Standart bir parça çoğunlukla şöyle ilerliyor:
Tema (head): Melodi baştan sona bir kez çalınıyor.
Sololar: Müzisyenler sırayla, aynı akor dizilimi üzerinde doğaçlama yapıyor. Her solo bir ya da birkaç tur sürüyor.
Tema tekrar: Melodi yeniden çalınıyor ve parça bitiyor.
Blues da bu ortak dilin önemli bir parçası. Caz ve rock müzisyenlerinin ortak buluşma noktası olan 12 barlık blues formu, jam gecelerinde en sık çalınan kalıp.
Swing'den füzyona, hangi dönem kulağa nasıl gelir?
Caz tek bir ses değil. Aşağıdaki tablo ana dönemleri kabaca sıralıyor. Yıllar yaklaşık, dönemler birbirinin içine geçiyor.
Dönem | Yaklaşık | Kulağa nasıl gelir |
|---|---|---|
Erken caz, New Orleans | 1910'lar ve 1920'ler | Birden fazla çalgının aynı anda melodiler ördüğü, neşeli ve kalabalık bir ses |
Swing, big band | 1930'lar | Büyük orkestralar, dans etmeye uygun, düzenlemeli bir ses |
Bebop | 1940'lar | Hızlı tempolar, karmaşık akorlar, küçük gruplar, uzun sololar |
Cool caz | 1940'ların sonu, 1950'ler | Daha sakin, daha yumuşak tonlar |
Hard bop | 1950'ler | Blues ve gospel etkisi, daha sert ve topraklı bir ses |
Free jazz | 1950'lerin sonu, 1960'lar | Formun ve akorların serbestleştiği, deneysel bir ses |
Füzyon | 1960'ların sonu ve sonrası | Elektrik çalgılar, rock ve funk ritimleri |
Bebop'u Charlie Parker ve Dizzy Gillespie gibi isimler şekillendirdi. "Caz sakin bir arka plan müziğidir" fikri bu tabloda pek tutmuyor. Bebop ve free jazz, dinleyene yoğun ve hızlı gelebilecek dönemler.
Cazı ilk kez dinleyecek biri hangi albümle başlamalı?
Tek doğru bir liste yok. Ama kulağı alıştırmak için iyi bir sıra, melodisi akılda kalan ve dönemin genel sesini taşıyan kayıtlardan başlayıp yavaş yavaş daha yoğun olanlara geçmek. Aşağıdaki dört albüm bu yolda sık önerilen, iyi belgelenmiş kayıtlar:
Miles Davis, Kind of Blue (1959): Tüm zamanların en çok satan caz albümlerinden biri olarak anılıyor. Sakin, geniş ve anlaşılır. Doğaçlamanın sade akorlar üstünde nasıl kurulduğunu duymak için iyi bir başlangıç.
Dave Brubeck Quartet, Time Out (1959): Alışılmadık ölçü birimleriyle oynayan bir albüm. Aksak ritimlere aşina bir kulağa tanıdık gelebilecek yerleri var.
Stan Getz ve João Gilberto, Getz/Gilberto (1964): Caz ile bossa novanın buluştuğu, yumuşak ve melodik bir kayıt.
John Coltrane, A Love Supreme (1965): Daha yoğun, daha ruhani bir albüm. Önceki üçünden sonra dinlemek daha kolay.
Bunlardan hoşlandığınız birini seçip o sanatçının öteki kayıtlarına geçmek, rastgele bir listeden ilerlemekten daha iyi bir yol haritası çiziyor.
Dinlerken işe yarayan küçük bir alışkanlık da var: aynı parçayı birkaç kez, her seferinde başka bir çalgıyı takip ederek dinlemek. Bir turda sadece basçıyı, bir turda davulu, bir turda solocuyu. Caz ilk dinleyişte dağınık gelebiliyor. Tek bir çalgıya odaklanınca, herkesin aynı formun içinde nasıl birbirine cevap verdiği duyulmaya başlıyor. Çalgı çalanlar için bu, kendi partisini grubun içinde nasıl yerleştireceğini görmenin de iyi bir yolu.
Bir grup provada caz standardına nasıl yaklaşabilir?
Pop ya da rock çalan bir grup bir standart çalışmak istediğinde en büyük fark, şarkının her seferinde aynı çalınmaması. Hazırlık için birkaç adım:
Formu çıkarın. Kaç ölçü, hangi bölümler, kaç tur solo olacak? Herkes bunu bilmeden başlamasın.
Akor dizilimini öğrenin. Standartlarda sık geçen kalıplar, bildiğiniz akor progresyonlarının biraz daha zengin hâlleri.
Solo sırasını baştan konuşun ve bir solodan diğerine nasıl işaret verileceğine karar verin.
Sona bir plan koyun. Tema tekrarından sonra nasıl bitirileceği, cazda en sık dağılan an.
Türkiye'de caz nerede duyulur, kimleri dinlemeli?
İstanbul Caz Festivali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 1994'ten beri her yaz düzenleniyor ve ülkede cazın en görünür buluşma noktalarından biri. Büyük şehirlerde düzenli caz programı olan kulüpler ve jam geceleri de dinlemek ve katılmak için iyi bir kapı.
Türkiye'nin kendi caz geçmişi de dinlemeye değer. İlham Gencer, Maffy Falay ve Okay Temiz gibi isimlerin kayıtları bunun için iyi bir başlangıç. Falay ile Temiz'in İsveç'te kurduğu Sevda grubu, Türk müziğinin ezgilerini ve ritimlerini cazla buluşturan kayıtlar yaptı. New York'ta uzun bir kariyer yapan yapımcı ve düzenlemeci Arif Mardin de Türkiye'den çıkmış önemli isimlerden biri.