Evde Vokal Kaydı Nasıl Yapılır? Stüdyo Olmadan Temiz Ses


Evde temiz bir vokal almak için pahalı bir mikrofon şart değil. Asıl farkı odanın sese ne yaptığı, mikrofonla aranızdaki mesafe ve kaydı hangi seviyede aldığınız yaratıyor. Üçü de bedava.
Kaydı alırsınız, kulaklıkta gayet iyi. Ertesi gün hoparlörden açarsınız ve vokal banyoda söylenmiş gibi gelir. Boğuk, uzak, arkasında hafif bir uğultu. Biz de ilk ev kayıtlarında bunu çok yaşadık. Sorun çoğu zaman sesimizde değil, arkamızdaki duvardaydı.
Mikrofon ve ses kartı seçimi ayrı bir konu. Onlar için ev stüdyosu kurulumu ve ses kartı yazılarına bakabilirsiniz. Aşağıdakilerin hepsi elinizdeki düzenekle yapılıyor.
Ses neden "banyoda söylenmiş" gibi çıkıyor?
Çünkü mikrofon sadece sizi duymuyor. Kardioid mikrofonlar, yani önden gelen sesi alıp arkadan geleni azaltan mikrofonlar, sesinizin yanında odanın yansımalarını da topluyor. Sesiniz duvara çarpıp geri geliyor ve kayda karışıyor.
Küçük odalarda bir sorun daha var. Duvara asılan sünger ve benzeri emici malzemeler yaklaşık 250–300 Hz'in altında pek işe yaramıyor. Yani tizleri yutuyorlar ama kalın sesleri odada bırakıyorlar. Sonuç, bas ağırlıklı, "kutu gibi" bir ses.
Söylerken kulaklıkta bunu çoğu zaman fark etmiyorsunuz. Ertesi gün hoparlörden, dinlenmiş kulakla açınca ortaya çıkıyor.
Evin hangi köşesinde söylemeli?
Mikrofonu odanın tam ortasına koymayın, ortadan biraz uzağa alın. Arkanıza, yani sesinizin çarpıp mikrofona döneceği yere, yansıtmayan yumuşak bir yüzey koyun. Kalın bir yorgan en kolayı. İki sandalyenin arasına, bir askılığa ya da kapının üstüne asın, yeter.
Kıyafetle dolu bir dolabın önünde ya da içinde kayıt almak da sık duyulan bir öneri. Bazı odalarda iyi sonuç verir. Ama dar bir alan az önce bahsettiğim kutu sesi daha da artırabilir. Deneyin, iki yerde birer deneme kaydı alın ve hoparlörden karşılaştırın.
Sözleri de düşünün. Kâğıdı elinizde tutarsanız hışırtısı kayda girer. Bir notalığa ya da mikrofonun biraz yanına, göz hizasına koyun. Telefondan okuyacaksanız ekranın kendiliğinden kararmasını kapatın, bildirimleri susturun.
Kayıttan önce odayı dinleyin. Buzdolabı, klima, bilgisayar fanı, açık pencere. Söylerken duymadığınız her uğultu kayıtta duyulur.
Tek cümlelik kural: sert yüzey yansıtır, yumuşak yüzey emer.
Mikrofona ne kadar yakın durmalı?
Çoğu şarkıcı için yaklaşık 10–20 cm iyi bir başlangıç. Kabaca bir karış. Pop filtresi kullanıyorsanız onu mikrofonun hemen önüne, yaklaşık 7–8 cm uzağa koyun. Siz de pop filtresinden 15–30 cm geride durun.
Pop filtresi, "p" ve "b" gibi harflerde çıkan hava patlamalarını tonu çok değiştirmeden kontrol ediyor. Bir de işe yarayan yan etkisi var: sizi aşağı yukarı aynı mesafede tutmaya yardım ediyor.
Mesafe tutarlılığı en az mesafenin kendisi kadar önemli. Nakaratta öne eğilip köprüde geri çekilirseniz tonunuz da seviyeniz de değişir. Miksajda bunu düzeltmek zor. Ayağınızın yerini yere bantla işaretlemek basit ama işe yarayan bir yöntem.
Kayıt seviyesi kaça ayarlanmalı?
Burada en yaygın hata kaydı çok yüksek almak. Ses kartının göstergesi kırmızıya vurduğu an clipping oluyor, yani sinyal tavanı aşıp kırpılıyor. Kırpılmış bir vokali sonradan temiz hâline döndürmek çoğu zaman mümkün olmuyor.
24-bit kayıtta şu değerler iyi bir başlangıç:
Ayar | Başlangıç noktası | Neden |
|---|---|---|
Bit derinliği | 24-bit | Gürültü tabanı 16-bit'e göre çok daha aşağıda, bu yüzden seviyeyi temkinli tutmak kaliteden götürmüyor |
Örnekleme hızı | 48 ya da 96 kHz | Müzik kaydı için önerilen değerler |
Ortalama seviye | -18 ile -20 dBFS arası | Tavana yaklaşık 20 dB güvenlik payı bırakıyor |
Tepe değerler | -10 dBFS civarı | En güçlü notada da tavana pay kalıyor |
Mikrofon mesafesi | 10–20 cm | Çoğu şarkıcı için iyi bir başlangıç, gerisi denemeyle |
dBFS, dijital tavana göre ölçülen seviye. 0 dBFS tavanın kendisi. -18 dBFS, analog sistemlerdeki 0VU'ya denk sayılan değer, yani "normal seviye" diye düşünebilirsiniz.
Seviyeyi şarkının en yüksek yerine göre ayarlayın. Nakaratın en güçlü notasını söyleyip göstergeye bakın. Verse'e göre ayarlarsanız nakaratta kırpılırsınız.
Şarkıyı bölüm bölüm kaydediyorsanız seviyeleri bölümler arasında aynı tutun. Nakaratı bir seviyede, verse'i başka bir seviyede alırsanız miksajda uğraşırsınız.
Kulaklıkta ne duymalısınız?
Kapalı kulaklık kullanın. Açık kulaklıklar çok daha fazla ses sızdırıyor ve o sızıntı mikrofona giriyor. Sonra vokal kanalınızın arkasında hafif bir davul ya da klik sesi duyarsınız.
Vokali efektsiz, "kuru" kaydedin. Reverb ve benzeri efektler miksajda eklenir. Ama kulaklıktaki dinleme karışımınıza biraz reverb koymak rahat söylemenize yardım edebilir. Kayda girmez, sadece siz duyarsınız.
Klik ya da müzik ile kendi sesiniz arasındaki dengeyi de kurun. Ben kendimi az duyduğumda hep daha yüksek ve zorlayarak söylüyorum.
Tek take'te bitirmek zorunda mısınız?
Hayır. Deneyimli vokalistler bile nadiren baştan sona kusursuz bir performans veriyor. Standart yöntem şu: şarkıyı birkaç kez söyleyin, sonra her bölümün en iyi hâlini seçip birleştirin. Buna comping deniyor.
Bunu bilmek kaydın havasını değiştiriyor. "Bu sefer olmazsa hepsi çöp" baskısı kalkınca daha rahat söylüyorsunuz. Biz genelde önce bütün şarkıyı birkaç kez akışında söylüyoruz, sonra zorlanan yerleri tek tek tekrar alıyoruz.
Sesi soğuk başlatmayın, kayda geçmeden önce birkaç vokal ısınma egzersizi yapın. Arada su için, yorulunca durun. Yorgun sesle alınan take'leri comping yaparken zaten kullanmazsınız.
Comping'i kolaylaştıran küçük bir alışkanlık: kayıt sırasında sözlerin çıktısını yanınızda tutun ve iyi giden satırların yanına take numarasını yazın. Kayıttan sonra on take'i baştan dinlemek yerine işaretli yerlere gidersiniz. Take'lere DAW'da anlamlı adlar vermek de aynı işi görür: "nakarat 3", "köprü 2" gibi.
İlk dinlemede neye dikkat etmeli?
Kaydı bitirir bitirmez karar vermeyin. O an kafanız hâlâ performansın içinde oluyor. Biraz ara verin, sonra önce hoparlörden, ardından kulaklıktan dinleyin.
Dinlerken üç şeye bakın: vokalin arkasında odadan gelen boğuk bir kuyruk, bölümler arasında seviye farkı ve performansın şarkının duygusunu taşıyıp taşımadığı. İlk ikisi teknik, bir sonraki kayıtta oda düzeni ya da seviye ayarıyla düzelir. Üçüncüsü için tekrar söylemek gerekir.
Boğukluk duyuyorsanız yorganın yerini değiştirip kısa bir deneme kaydı daha alın. Bir iki denemede odanızın en iyi köşesini bulursunuz, sonraki kayıtlarda aynı yeri kullanırsınız.
Kayda basmadan önce neye bakmalı?
Arkanızda yorgan ya da yumuşak bir yüzey var mı?
Mikrofon odanın tam ortasında değil mi?
Buzdolabı, klima, fan kapalı mı? Telefon sessizde mi?
Pop filtresi yerinde, ayağınızın yeri işaretli mi?
Seviyeyi nakaratın en güçlü yerine göre ayarladınız mı?
Kulaklık kapalı tip mi, sızıntı yapıyor mu?
Kayıt 24-bit, 48 ya da 96 kHz mi?
Vokal kanalında efekt kapalı mı?
Kaydı aldıktan sonra sıra miksajda. Ev kaydında nerede neyin düzeltileceğini miks ve mastering farkı yazısında bulabilirsiniz.